Ülkenin veya şehirlerin bugünkü sorunlarını pratik yöntemlerle çözüp geleceği planlamak herkesin harcı değil sevgili dostum! 

Belediyecilikte çağdaş hamleler yapanların adları zihinlerde kalıyor; tarihin sayfalarında da yerini alıyor. Trabzon özelinden  bakılırsa, şehrin kalbi konumundaki Meydan ve ona bağlanan caddeleri bir türlü pratik bir döngüye bağlayamadığımız aşikâr. Uzun Sokak'ın ve Kunduracılar Caddesi'nin araç trafiğine kapatılması zaten eski bir hikâye. Trafik güzergâhının ve akışının  değiştirilmesi geldi bir önceki dönemde. Şimdi de, tekrar trafik güzergâhı degiştirilmekle kalmadı; Maraş Caddesi'nin bankalar bölümü trafiğe kapatılıp yeniden düzenleniyor. Şehrin  merkezinde iki önemli sorun henüz çözülemedi sevgili dostum! Otopark alanları ve dolmuş durakları konusu...Meydana araç  girişlerini azaltacak otoparklar henüz yapamadığımız gibi, toplu ulaşımı çözecek radikal kararlar da alamadık. İster istemez dolmuşlarla toplu ulaşımı sürdürmek zorunda kalıyoruz...Ancak gerek dolmuş sayısı, gerekse durak sayısının fazla olması, mevcut düzenlenen alanların yetersiz kalmasına neden oluyor...

Bir bölümü trafiğe  kapatılan Maraş Caddesi'nin bu pozisyonu fayda mı zarar mı getireceğini zaman gösterecek elbette! Bir de, otel furyasında, teşvik ve hibelerle kent merkezinde açılan oteller yok mu sevgili dostum! Mahalle aralarına, dar caddelere sıkıştırılmış; otoparkı dahi olmayan onlarca otelden bahsediyoruz...Büyük küçük binalardan otele dönüştürülen çok sayıda konaklama tesisinin, şehir içi trafiğindeki yeri nedir kimse sorgulayabildi mı? Elbette hayır. Önce yapıyoruz; sonra düşünmek zorunda kalıyoruz; her zamanki gibi "bir şey olmaz!"a sığınıyoruz hemen! 

Trabzon tarihinin yüz yıl öncesinde gündeme gelen ve halen tartışılan; ancak bir arpa boyu yol alınamayan konulardan biri de, Trabzon'u Erzurum'a bağlayan demiryolu projesidir. Bir asırdır konuşuluyor; ama ortada bir şey yok. Bu hattın ilk etabı olan Gümüşhane'ye uzanan yol ve tünel  çalışmaları öncelik kazandı...Karayolu üzerinden yolu kısaltma çalışmaları devam ediyor... Diğeri de, şehir içi toplu ulaşım hattı konusu...Öyle anlaşılıyor ki, önümüzdeki seçimlerde belediye başkan adayları iki noktada yoğunlaşacaklar. Biri otopark; diğeri ise hafif metro ya da tramvay hattı. Kâğıt üzerinde anlatıp duracaklar; sonuç bir başka bahara insallah dercesine...!

Velhasılı kelam sevgili dostum; bir şehrin sorunlarını önce belirlemek ve çözüm yollarını aramak başlıbaşına bir iş olduğu gibi, sonucu tasarlamak ve öngörülü olmak da ayrı bir yetenek gerektiriyor...Belediye yöneticilerinin sorunların çözümü için önlerinde, gerek ülkemizde, gerekse dünyada birçok örnek varken, yeniden yap bozla ve denemeler yaparak şehrin kaderini belirlemek tehlikeli bir iş...! Zamanla anlayabiliyoruz her şeyin doğrusunu ya da yanlışını! İnşaat teknolojisinin ulaştığı seviyeye bakılırsa, bu projelerin yapımı için arazi şartları artık bir engel olmaktan çıkıyor. Tünel açmak, viyadük yapmak artık nasılsa kolay işlerden... Geleceği şimdiden görenleri dinlemekte ve kulak vermekte fayda var...Bunlar kahin değil elbette; sadece örneklere göre bir tespit yapıyorlar ve böyle düşünüyorlar; sevgili dostum...
Trabzon'un gelişmesi, büyük kamu yatırımları ve uluslararası yatırımcıların  tesvikiyle devam edebilecektir. Kamu kaynaklarının çarçur edileceği bir şehir değil...Başka bir seçenek olmadığı herkesçe malûm!