Bildiği gibi, gelişen teknoloji ile birlikte, sosyal medya olarak tanımlanan internet tabanlı uygulamalar gün geçtikçe sayı olarak artmaktadır. Sosyal medya olarak adlandırılan bu platformlar, kullanıcı endeksli olmasının yanı sıra, geniş kitlelere hitap etmesi ve pek çok insan tarafından etkileşim içinde olunması dolayısıyla da oldukça büyük öneme sahiptir. Yapılan araştırmalar insanların, bu sanal platformlarda daha fazla vakit harcadıklarını, hatta kimi zaman diğer kullanıcılar ya da bireyler için tehdit bile oluşturduğunu göstermektedir. Bu durum açıkça, sosyal medyanın sadece bir eğlence platformu olmadığını göstermektedir. Nitekim, bu platformlar, bazı bireylerin gerçek hayattan koparak sanal medya platformlarında başka bireylere karşı öfke, kin ve nefret gibi duygularla hareket etmesine de olanak tanımaktadır. İnsanlar ne yazık ki kişilere karşı yüz yüze ifade edemeyecekleri, kişilerin gerek özel hayatı gerek iş hayatı ile ilgili küçük düşürücü sözleri bu platformlar aracılığıyla bile sarf edebilmektedirler. Bunun doğal sonucu olarak, sosyal medya platformlarının, halk arasında korku ve panik yaratma amacı dahil olmak üzere önü kesilemeyen pek çok suçun işlenmesine aracı olarak da karşımıza çıktığını görmekteyiz

Bu konuda mağduriyetlerin önüne geçebilmek adına, kanun koyucu tarafından 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun kabul edilmiştir. 5651 sayılı Kanun’un 9/1-2 maddesine göre; erişim engeli talep edilen söz konusu içerikler sebebiyle haklarının ihlal edilen kişiler, öncelikle içerik sağlayıcısına, buna ulaşılamaması halinde yer sağlayıcısına başvurarak “kendisini ilgilendiren bu içeriğin yayından çıkarılmasını” isteyebilmektedir. İçerik ya da yer sağlayıcısına talep ulaşması ile birlikte bu talep yerine getirilir. Herhangi bir işlem gerçekleştirilmezse bu talep reddedilmiş sayılacaktır. Bu halde anılan kanunda açıkça belirtilen suçlar da var ise, mağdurlar kanunda yer alan düzenlemeye istinaden yerleşim yeri sulh ceza hakimliklerinden içeriğin yayından çıkarılmasını talep etme hakkına sahiptir. Sulh Ceza Hakimliği tarafından “suç teşkil eden içeriklere ilişkin erişimin engellenmesi kararı” verilmesi halinde dahi, Erişim Sağlayıcıları Birliğinin (ESB) yetersiz kaldığı görülmektedir. Başka bir deyişle elinizde bir mahkeme kararı olmasına rağmen şayet kararda yer alan link “https” uzantılı ise ESB dahi bu erişimi engelleyememekte, talep konusu içeriği kaldırıp, kaldırmamak noktasındaki karar, içerik ya da yer sağlayıcısının takdirine kalmaktadır.

Her ne kadar yasa tasarısı olarak sosyal medya hesaplarının kontrol ve kayıt altına alınacağına ilişkin düzenleme getirileceği düşünülse de yapılması düşünülen değişiklik mahkeme kararı ile okunması mümkün olmadığı gibi ancak “mahkeme kişinin dijital verileri olarak kabul edilen cep telefonu, tablet ve bilgisayarlarına el koyma' kararı verirse, el konulan materyal’in şifresi var ise kırılarak veya şifresiz ise çözümü yapılmak suretiyle, savcılık makamı tarafından soruşturma konusu yapılabilir. Ancak bu durumun söz konusu olabilmesi ise, başta katalog suçlar olmak üzere, bazı suçların işlenmesi halinde söz konusu olabilir.

Ayrıca belirtmek gerekir ki; facebook, twitter ve whatsapp gibi sosyal platformlarda yer alan “asılsız haber “olarak nitelendirebileceğimiz paylaşımlar grup üyeleri arasında hızlı bir şekilde yayılmakla kalmamakla birlikte bu gibi hallerde de kamu düzeni açısından açık ve yakın tehlikenin ortaya çıkması muhtemel olduğundan, konusu suç teşkil eden bu tür içeriklerin paylaşılması da, suç teşkil edebilmektedir. (TCK m. 216). Son zamanlarda sosyal medya platformlarında oluşan gruplaşmalar ve söz konusu grupların birbirleriyle iletişiminin bu platformlardan sağlanması, kişilerin bir anda galeyana gelme olasılığını arttırmaktadır. Kişiler sosyal medyada ki haberlerin doğruluğunu teyit etmeden, yapacakları hareketin sonucunu düşünmeden, tez canlılıkla doğrudan harekete geçmektedirler. Bu nedenle “asılsız haber' diye nitelendirebileceğimiz haber kişiler arasında hızlı bir şekilde yayılmakla kalmamakla, fiili olarak insanları paniğe sevk etmeye yetmektedir. Özellikle Türk halkının hassas olduğu konularda belirli dönemlerde insanları endişe ve paniğe sevk edecek nitelikte paylaşımlar yapılması, gerçek olmayan video ve görüntülerin, internet ortamında yayılması insanları bi anda hareketlendirmeye yetmektedir. Bu gibi hallerde kamu düzeni açısından açık ve yakın tehlikenin ortaya çıkması muhtemel olduğundan, konusu suç teşkil eden bu tür içeriklerin paylaşılması da, suç teşkil edebilmektedir.