Türkiye’ye tatile gelen 2 çocuklu bir İngiliz ailesinin ve akrabalarının yaşadıklarını konu alan No Return dizisini değerlendiren senarist Binnur Karaevli, "Senaryo özensiz yazılmış ve yanlış bilgilerle dolu. Bu çağda böyle bir dizi nasıl olabilir?” dedi.

Hakan Muhafız’ın senaristi, dünyaca ünlü Türk senarist Binnur Karaevli Türkiye’nin konu edildiği ve bir İngiliz televizyon kanalında yayınlanan No Return dizisi hakkında konuştu.

Yanlış bilgilerle dolu ve özensiz yazılmış senaryo; mantıksız olay örgüsü ve gerçeklikten uzak karakterlerle canlandırılmış dizinin zamanlamasına da dikkat çeken Karaevli, yabancı kültürlerin konu edildiği dizilerin yerinde ve detaylı bir araştırmayla yazılması gerektiğini söyledi. 4 bölüm olarak yayınlanan mini dizi No Return (Dönüş Yok) Türkiye’ye tatile gelen 2 çocuklu tipik bir İngiliz ailesinin ve akrabalarının Türkiye’de yaşadıklarını konu ediyor. Miras romanı ile adından çok bahsedilen senarist Binnur Karaevli, erken rezervasyon dönemi öncesi yayına giren No Return dizisi için “Bu çağda böyle bir dizi nasıl olabilir?” diye konuştu.

Dizinin senaryosunu değerlendiren Karaevli, “Birlikte çalıştığım İngiliz yazarlar No Return dizisini biraz sıkılarak ve utanarak bana bahsettiklerinde bu devirde bu tip bir hikâyenin bu şekilde ekrana aktarılabileceğine inanamamıştım. Başarılı İngiliz yazar Daniel Brocklehurst’ün İngiliz televizyon kanalı için yaptığı bu dizi iki çocuklu tipik bir İngiliz ailesi ve akrabalarının Türkiye’de bir tatil köyüne gelmeleriyle başlıyor. İspanya’da çekilen dizide güzel ve ucuz bir tatil yapmayı planlayan ailenin hayatı 16 yaşındaki oğullarının başka bir çocuğa saldırdığı gerekçesiyle Türk polisi tarafından tutuklanmasıyla kabusa dönüşüyor. Diziyi izlemeye başladığımda aklıma 80’li yılların sonunda Amerika’daki öğrencilik dönemim geldi. O zamanlar kime Türk olduğumu söylesem hemen Midnight Express filmini sorardı. Çünkü birçok Amerikalı’nın Türkiye hakkındaki tek bilgisi bu filmle sınırlıydı. Türk öğrenciler olarak dünyanın her yerindeki hapishanelerin çok kötü olduğunu, Alcatraz’da da insanların piknik yapmadıklarını anlatmaya çalıştık. Bir an ‘No Return’ü izlerken acaba gençliğimdeki Midnight Express travmam mı tetiklendi diye kendimi sorguladım. Ama hayır” diye konuştu.

AW668228_01

Netflix'in yerli yapımı Aşıklar Bayramı'ndan ilk fragman Netflix'in yerli yapımı Aşıklar Bayramı'ndan ilk fragman

“Ben İngiliz bir anne olsaydım hemen rezervasyonumu iptal ederdim”
Karaevli sözlerine şöyle devam etti: “Bir yazar ve yönetmen olarak sanatçıların istediği hikayeleri anlatma konusunda serbest olmalarına yüzde yüz katılıyorum. Türkiye’de tatil köyünde tutuklanan gencin hikayesini mi anlatmak istiyorsun, tamam; Türk hukuk sisteminin bir yabancı için anlaşılması zor olduğunu mu göstermek istiyorsun, ona da tamam! Netflix ve diğer dijital platformların seyircileri dünya ile tanıştırdığı, dizi ve film sektöründe sınırların kalktığı 2022 yılında senaristler biraz dikkatli olmalı. Tanımadığınız bir ülkede geçen, bilmediğiniz bir kültürü ve insanları içeren bir hikâyede biraz daha duyarlı, biraz daha bilinçli olmalısınız. Bu dizi İngiltere’de tam turist sezonu başlamadan önce yayınlandı. Ben bir İngiliz anne olsam ve diziyi seyretsem kesinlikle o dakika Türkiye’deki rezervasyonumu iptal ederdim. Bu kötü propaganda kısmını da geçiyorum zaten benim derdim konu ile değil çünkü amacım milliyetçilik yapmak değil. Bir seyirci olarak isteğim başka bir kültür ile ilgili bir hikâye izlediğimde otantik bir iş olduğuna güvenmek. ‘No Return’ dizisinin olay örgüsünün mantıksızlığı, dizideki Türk karakterlerin gerçeklikten uzak olması, hiçbir Türk sahnesinin otantik gerçekçi olmaması. İşte en sinir bozucu kısım da burası.”

“Dizi sektöründe gerçeği yakalamak için yoğun bir çaba var”
Amerika Birleşik Devletleri, Kanada, İngiltere gibi ülkelerde son yıllarda dizi ve film sektöründe eski günahları affettirmeye yönelik müthiş bir çalışmanın olduğunu dile getiren Karaevli, “2000’li yıllara kadar ekranlarda izlediğimiz karakterlerin çoğu beyazdı ama artık bu durum hızla değişiyor. Her renkten, kültürden, cinsel eğilimden insanların hikayelerini anlatan güzel işler hayata geçiyor. Örneğin eskiden Afrikalı Amerikalılarla ilgili bir filmi beyazlar yazarken artık bu da değişti. Şu anda her dizinin yazar odasında değişik ırklardan yazarlar var. Zaten doğrusu da bu! Hal bu iken ‘No Return’ dizisinin sömürgeci bakış açısı ve ‘kültürel yağmacılıktan’ çekinmeden bilmedikleri bir ülke ve toplum hakkında ahkam kesmesi inanılır gibi değil. Dizinin üretici kadrosunda hiçbir Türk’ün olmaması da gerçekten hayret verici! Dünya izleyicisi olarak her türlü kültürel sömürgeciliğe ve yağmacılığa hayır demeliyiz” şeklinde konuştu.