MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli partisinin grup toplantısında yaptığı açıklamada isim vermeden Cem Yılmaz'ı sert sözlerle eleştirdi.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli partisinin grup toplantısında konuştu.

Cem Yılmaz’ın Netflix’te yayınlanan komedi dizisi Erşan Kuneri’yi hedef alan Bahçeli, “Netflix’te küfür ve en seviyesiz espirilerin yer aldığı şarlatanlıktan öte bir meziyeti olmayan sözde komedyenlerin rol aldığı diziler artık haddini aşmıştır. Aile hayatı son sığınaktır. Bu sığınağın yağmalanması için planlı bir propaganda devrededir. Küfür etmenin neresine güleceğiz? Kadını metalaştıran erkeği yozlaştıran ucube dizi sahnelerinin neresini beğenip takdir edeceğiz? Bir yanda magazin programlarıyla gözümüzün içine sokulan aşağılık hayatlar varken, diğer yanda bu hayatları yaşayanların özgürlükçü ve hümanist poz vermeleri çelişkidir, alçak bir kumpastır” ifadelerini kullandı.

Konuşmasında TÜSİAD’a yönelik de sert eleştirilerde bulunan Bahçeli, “TÜSİAD’ın mensubiyet duyduğu ülke neresidir. Bir kez olsun milli olsun. Boş yapmayın, Türk de olamıyorsanız bari insan olun” dedi. Mahkemelerin ‘iyi hal indirimi’ kararlarına da dikkat çeken Bahçeli, “Gerekiyorsa idam cezası bile tartışmaya açılmalıdır” çıkışını yaptı.

Bahçeli’nin açıklamalarından öne çıkan satırlar şöyle:

Ülkemizin hiçbir yerinde zillet ittifakının iddia ettiği gibi bir Türkiye tablosu yoktur. Çürük çarık zihniyetlerin hiçbir sözü söz değildir, hiçbir açıklaması doğru değildir. Yalandan vergi alınmış olsaydı yalancı siyasetçilerin hepsi iflas bayrağını çekmekten kurtulamazdı. Yalnızca göz boyamak için 3-5 esnaf gezenlerin ipliği artık pazardadır, ikinci ele düşmüştür. Sahnelenen sahte mağdur tiyatroları, kurmaca ve kumanda edilen karşılıklı diyaloglar kimseyi inandıramaz. Aziz milletimiz sahtekarlara dün olduğu gibi bugün de yarın da prim vermeyecektir.

‘ÇIKARSINLAR ADAYLARINI, GÖRSÜNLER HANYAYI KONYA’YI’

Onlar boş bol dolaşadursun MHP 18 Şubat 2022 tarihinden bugüne kadar 493 ilçemizi heyetler halinde ziyaret etmiştir. Milletimizin tamamıyla kucaklaşmanın gönül huzurunu yaşıyoruz. Gönüllere misafir oluyoruz, gönüller kazanıyoruz. Cumhur İttifakı, Türkiye’nin her noktasında milletiyle oturup kalkıyor. Gittiğimiz her yerde gördüğümüz açık gerçek şudur 2023 yılında Cumhur İttifakı açık ara farkla sandıktan başarıyla çıkacaktır. Şapkadan çıkaracakları aday kim olursa olsun Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan yüzde 50’yi fersah fersah aşan bir oy oranıyla seçilecektir. Zillet ittifakının nasıl bir adayı vardır yıpranmasın ki açıklanmıyor. Çıkarsınlar adaylarını, görsünler hanyayı Konya’yı. Kolayca yıpranacak, an itibariyle meçhul adayı çok arayıp aramadıkları bir diğer muamma olarak karşımızdadır.

Engin Özkoç: CHP'nin adayı Kemal Kılıçdaroğlu'dur Engin Özkoç: CHP'nin adayı Kemal Kılıçdaroğlu'dur

KILIÇDAROĞLU’NA ERKEN SEÇİM YANITI

Kasım’da seçim olabilir diyen Kılıçdaroğlu kendi kendi kandırıyor. Bizim tavsiyemiz en yakın kliniğe müracaat etmesi ve tedavi altına alınmasıdır. Beklentilerinin karşılanmaması durumunda yaşanacak hayal kırıklıkları Kılıçdaroğlu’nun elinden oyuncağı alınmış çocuğa dönüştürecek, mızmızlanması da işe yaramayacaktır. İntikam almak isteyenlerin tamamı Kılıçdaroğlu’nun arkasında kuyruğa dizilmiştir. Birbirine çalım atmaktan özel bir haz alan, ortak gayeleri dış güçlerin emellerine hizmet olan partilere Türkiye’nin emanet edilmesi istikbalimizin hiçe sayılmasıdır. Cumhur İttifakı belirsizliği aşacak, iç barış ortamını, toplumsal huzuru sağlayacak iradedir. Önündeki her taşa takılan, geleceğe teleskopun yanlış ucundan bakan zillet ittifakı akıntıda sürüklenen bir saldır, devlet ve millet düşmanlarıyla ilişki kurmuş yani bağımlılık halinde yaşayan kirli bir kumpanyadır.

TÜSİAD’A SERT TEPKİ: TÜRK OLAMIYORSUNUZ BARİ İNSAN OLUN

Mühim olan Türkiye’nin alacağı pozisyon, üstleneceği tarihi roldür. Türkiye ekonomisinde pireyi deve yapan siyasi sefillerin dünyanın nereden nereye geldiğini göremedikleri ortadadır. Türkiye pozitif olarak ayrışırken yatırım, üretim alanlarında bir adım öne çıkmaktadır. Gıda krizinin bize yansımasını en aza çekmemiz mümkündür. Patates, soğan, patlıcan fiyatlarını abartanlara diyorum ki biraz vicdanınız kaldıysa, kimin tarafında olduğunuzu açıklayın. Kimlerin değirmenine su taşıdığınızı söyleyin. İşte görüyorsunuz TÜSİAD Başkanı işi gücü bırakıp İsveç ve Finlandiya’nın yanında saf tutmuş. TÜSİAD’ın mensubiyet duyduğu ülke neresidir. Bir kez olsun milli olsun. Boş yapmayın, Türk de olamıyorsanız bari insan olun. TÜSİAD’ın selam durduğu İsveç, Kandil’in finans bankasına dönüşmüştür. Zillet ittifakı ile İsveç bu durumdan mutlu mudur? Brüksel’de toplanan NATO Savunma Bakanları toplantısında PKK’nın elindeki silahların Sayın Akar eliyle muhataplarına gösterilmesi ihanet çetesinin nerelere ulaştığının göstergesidir.

‘CEM YILMAZ’ TEPKİSİ: KÜFÜR ETMENİN NERESİNE GÜLECEĞİZ?

Toplumsal bünyeyi ur gibi saran şiddet vakalarında bir türlü azalma, zayıflama emaresi görülmemektedir. Vahşet haberleri, seri cinayetler maalesef milli vicdanı derinden yaralamaktadır. Bazı diziler, Magazin programları hepimizi rahatsız etmektedir. Netflix’te küfür ve en samimiyetsiz esprilerin yer aldığı, sözde komedyenlerin olduğu diziler artık haddini aşmıştır. Küfür etmenin neresine güleceğiz? Kadını metalaştıran, erkeği yozlaştıran ucube dizi sahnelerinin neresini beğenip takdir edeceğiz? Sebze ve meyve fiyatlarını eleştirip, dar gelirli bir ailenin 1 aylık mutfak harcamasını 1 saatte harcayıp gününü gün edenler, vur patlasın çal oynasın havasıyla, tatlı su solcuların, meyhane devrimcilerin, ‘Böyle ekonomi olur mu?’ diye sorup yatlarla dolaşan, katlarla dolaşan, cebi sonradan para görmüş demokratların bize anlatacak hiçbir şeyi olamaz.

‘GEREKİYORSA İDAM CEZASI TARTIŞMAYA AÇILMALI’

Mahkemeler cinayet davalarında süratle karar vermeli, iyi hal indirimi veya bir başka sebeple canilerin ceza indirimine izin verilmemelidir. Gerekiyorsa idam cezası bile tartışmaya açılmalıdır. Kadınlara yönelik cinayetlerin tekrar tekrar gösterimine kesinlikle izin verilmemeli. Milli ve manevi değerlerimizi hedef alan dizi-filmler hayatımızı zehirlemektedir. Şiddeti kışkırtan roller, aile birliğimizi doğrudan çürütme risk ve tehlikesi yaşatmaktadır.”