İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin grup toplantısında iktidara yüklendi. İsveç ve Finlandiya'nın NATO üyeliğine yeşil ışık yakılmasına tepki gösteren Akşener, ''Attığı bu imza ülkemizin çıkarlarıyla bağdaşmayan bir tavizdir'' dedi.

Muharrem İnce 2018 seçimlerinde yaşananları açıkladı Muharrem İnce 2018 seçimlerinde yaşananları açıkladı

Akşener'in açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

"Biliyorsunuz dün gece, Ak Parti iktidarının, İsveç ve Finlandiya’nın, NATO üyelik başvurusuna yönelik çekincelerini geri çektiğini ve üyeliklerine destek vereceğini öğrendik.  25 Mayıs’ta, yani bundan bir ay önce ülkemizin bu konuda iki önceliği olduğunu söylemiştik. Bunlardan birincisi Putin Rusya’sının saldırgan dış politikasına karşı NATO ittifakını olabildiğince güçlendirmekti.   İkinci önceliğimiz ise PKK’nın Avrupa topraklarından topyekün, bütün unsurlarıyla silinip atılmasıydı."

meral-akşener-1000x700-grup-toplantısı

"Attığı bu imza ülkemizin çıkarlarıyla bağdaşmayan bir tavizdir!"
Ne var ki dün gece varılan mutabakatın maalesef bu çok temel konulardaki beklentilerimizi karşılamaktan oldukça uzak olduğu gözüküyor. PKK’nın, İsveç ve Finlandiya tarafından terör örgütü olarak tanınması yeni bir durum değil.  Önemli olan PKK’nın bu iki ülkedeki varlığına son verecek somut eylemlerin görülmesiydi. Dolayısıyla iktidarın, İsveç ve Finlandiya nezdinde herhangi bir somut gelişme olmaksızın attığı bu imza maalesef ülkemizin çıkarlarıyla bağdaşmayan bir tavizdir. Çünkü mutabakat metnine göre verilen sözlerin tutulması için oluşturulacak üçlü mekanizma, İsveç ve Finlandiya NATO üyesi olduktan sonra devreye girecek. Yani, bu mekanizmanın, işlememesi durumunda Türkiye, elindeki NATO kartını kaybetmiş bir biçimde itirazlarını sürdürmek ve haklı davasını anlatacak, muhatap aramak zorunda kalacak. Nitekim böyle durumlara, daha önce Sayın Erdoğan ve arkadaşlarının imza attığı başka mutabakatlarda da şahit olduk. Dolayısıyla, her ne kadar Sayın Erdoğan ve arkadaşları açısından aldanmak ve aldatılmak, sıradan alışkanlıklar olsa da bu durum Türk Milleti için kabul edilebilir değildir.

"Türkiye'nin devlet politikası YPG-PYD-PKK'nın bir ve aynı olduğudur. Ancak mutabakat metninin 5. paragrafı PKK'yı terör örgütü olarak görürken YPG-PYD Türkiye'ye yönelik ulusal çıkar tehdidi olarak tanımlanıyor. ÜSTELİK İsveç ve Finlandiya terör örgütlerine yapılan finansal yardımları ve militan katılımları denetleme sözünü verilirken yine 5. paragrafa işaret ediliyor. PYD-YPG'ye yönelik mali yardımlar mutabakat kapsamı dışında bırakılmış oluyor. Ez cümle üst perdeden atılan kürsü nutukları her zaman olduğu gibi yine müzakere masasında verilen tavizlerle taçlandırılmış görünüyor. Ülke çıkarlarımız açısından son derece önemli bir fırsat Erdoğan'ın dış politikası iç politikaya malzeme yapma sevdası olarak kaçırılmış görünüyor. Mutabakat masasında atılan geri adımın Erdoğan ile Joe Biden ile arasındaki görüşme bağlamındaki yansımalarını da izleyeceğiz.

meral-akşener-1000x700

"Bu teklif ek bir bütçe değil, ikinci bir bütçe teklifidir"
"(Bütçe kanunu) 2022 yılında enflasyonun yüzde 9,8, dolar kurunun da, 9 lira 27 kuruş olmasını öngörüyordu. Yüzde 9,8 olarak öngörülen enflasyon bugün, TÜİK rakamlarıyla bile yüzde 73 buçuğu buldu. Dolar kuru ise, 17 liraya dayandı.  Şu öngörü yeteneğine bir bakar mısınız?... Bunlara öngörü değil, ancak dilek diyebiliriz.  Belli ki Bay Kriz, geceleri yatmadan günlüğüne yazması gereken dileklerini, Bütçe Kanunu’na yazmış… Dünyanın hiçbir yerinde enflasyon tahmini 70 puan, kur tahmini ise yüzde 100 oranında sapan ne bir ülke ne de bir yönetim görmeniz mümkün değildir. Ama böyle bir rezalete imza atmak giderayak Bay Kriz’e nasip oldu...

Nitekim, bu öngörüsüzlüğün sonucu olarak da iflasını açıklayan Ak Parti iktidarı, ek bütçe istemek zorunda kaldı.  Ek bütçe kanun teklifinde 2022 yılı için, 1 trilyon 751 milyar lira olarak kanunlaşan Merkezi Yönetim Bütçesi giderlerine 1 trilyon 80 milyar lira ödenek ilavesi isteniyor. Yani, ilave edilen ödeneğin başlangıç bütçesine oranı yüzde 62. Yani, aynı enflasyon ve kur tahminlerinde olduğu gibi Bay Kriz’in bütçesinde de olağanüstü bir öngörü başarısı yüzde 62’lik bir sapma var. Bu kadar büyük bir sapma, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk kez oluyor. Bu arada, kanun gereği, ilave edilen ödenek kadar, gelir gösterme zorunluluğu bulunuyor. Bu çerçevede, 1 trilyon 80 milyar liralık da bir gelir artışı öngörülmüş. İlave gelirlerin, başlangıç bütçe gelirlerine oranı ise, yüzde 73. Yani aslına bakarsanız, bu teklif ek bir bütçe değil, ikinci bir bütçe teklifidir.

"Bu karar, bir sermaye kontrolüdür"
"(BDDK şirketlerin kredi kullanımına ilişkin kararı) Ama ülkemizi içine soktukları kriz, artık o kadar derinleşti ki iktidar için artık milletin cebine el uzatmak da yetmiyor. O nedenle şimdi de gözlerini şirketlerin sermayelerine dolar hesaplarına diktiler. Biliyorsunuz geçtiğimiz hafta her zamanki gibi, yine bir gece yarısında BDDK şirketlerin kredi kullanımına ilişkin bir karar yayınladı. Bu karara göre 15 milyon lira ve üzeri döviz ve altın cinsi varlık bulunduran şirketler, kredi kullanamayacak. Yani şirketler ya kredi kullanmaktan vazgeçecekler ya da enflasyona karşı korunmaktan vazgeçecekler… Bir şirket kasasında niye döviz tutar?  Borç ödemek için tutar.  İthalat yapmak için tutar. Hammadde almak ve üretmek için tutar. Yani şirketler, Türk lirasının her gün daha da eridiği bir ortamda sattığı malı yerine koyabilmek, işleri döndürebilmek için elinde döviz tutuyor. Yani aslında iktidarın ekonomide oluşturduğu güvensizlik iklimi sebebiyle; döviz mevduatı kullanılıyor.  Sorunun kaynağı bizzat kendisi ama o kendini değiştirmek yerine kendisi dışında ne varsa değiştiriyor. Merkez Bankası Başkanını değiştirdi, olmadı. Hazine ve Maliye Bakanını değiştirdi, olmadı. Enflasyon patladı, TÜİK’in müdürlerini değiştirdi, yine olmadı. Hiçbiri fayda etmedi. Şimdi de serbest piyasa koşullarını değiştirmeye kalkıyor. Değerli milletvekilleri lafı eğip bükmenin alemi yok. Bu karar, bir sermaye kontrolüdür. Bu karar, Türkiye’de 1989’dan beri var olan sermayenin serbest dolaşımını, net olarak ortadan kaldırmaktır. Bu karar, Bay Kriz’in Türk şirketlerine uyguladığı bir ambargodur.

"Sayın Erdoğan, Nebati Bakan ile birlikte Edi’yle Büdü gibi yönettiğiniz ekonomiyi, işin ehline bırak"
"Buradan Sayın Erdoğan’a sesleniyorum, belli ki saraydaki lüks ve şatafat senin gözünü kör etmiş. Ama ben sana hatırlatayım: Sen, milletin sana vermiş olduğu yetkiyle oradasın. Yani o koltuk da o saray da bu milletin. Senin bu millete; “Satın dövizleri, yoksa kredi vermem.” deme gibi hakkın yok. Çünkü; Merkez Bankası da bu milletin. Basılan para da bu milletin. Bunların hiçbirisi, senin babanın malı değil. Sen önce, yandaşına satın aldırdığın, televizyon kanalı için verilen kredinin peşine düş. Sen önce, yandaşlarına verilen, karşılıksız kredilerin peşine düş. Sen, saraydaki bir küçük azınlıkla birlikte, sefa sürerken bir sürü işe yaramaza 5 maaş, 10 maaş, 15 maaş bağlarken; ulufe dağıtır gibi ihale dağıtırken bu millete parmak sallayamazsın.

Millete “dövizini sat” diyorsun sonra milletin sattığı dövizleri alıp, yandaşının cebine koyuyorsun. Eğer çok dövize sıkıştıysan; Yandaşlarına verdiğin, döviz garantili ihaleleri, Türk lirasına çevir! Sayın Erdoğan eğer dövize çok sıkıştıysan Nebati Bakan ile birlikte Edi’yle Büdü gibi yönettiğiniz ekonomiyi, işin ehline bırak. Merkez Bankası’nın, görevini yapmasına müsaade et. En azından seçimlere kadar da ekonomiye burnunu sokma.