Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, "Uluslararası hukuk ihlali bakımında karnesi çok kabarık olan Yunanistan'ın suçu arttıkça Türkiye'ye iftira atmaya yeltenmesi de doğaldır. Yalancının mumu yatsıya kadar yanar. Yunanistan'ın yatsıyı bile beklemedi, yalanları ortaya çıktı" dedi.

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, Türk Devletleri Teşkilatı Dışişleri Bakanları Konseyi Olağanüstü Toplantısı'nda gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Düzce’de 4.3 büyüklüğünde deprem Düzce’de 4.3 büyüklüğünde deprem

Bakan Çavuşoğlu, Yunanistan Göçmen Bakanlığı'nın sosyal medya hesabından çıplak göçmenlerin fotoğrafını paylaşarak Türkiye hakkında ithamlarda bulunmasına sert tepki gösterdi. Çavuşoğlu, "Yunanistan gibi en haksız durumda bile haklı görünmeye çalışmak için gerçekten utanmaz ve aymaz olmak gerekiyor. Zaten bunu ancak Yunanistan başarır. Tabii Güney Kıbrıs Rum Kesiminin de hakkını yememek lazım. Onlar da bu konuda fena değiller. Yunanistan ve onun destekçisi Frontex'in karneleri ortada. Tüm uluslararası kuruluşlar, uluslararası göç örgütü, BM Mülteciler Yüksek Komiserliği ve basın Yunanistan ve Frontex'in desteği ile mültecilere yönelik insanlık dışı muamelesini mercek altına aldılar. Aynı şekilde İnsan Hakları Mahkemesinin ve Avrupa Parlamentosu'nun gündeminde. Her ne kadar üye ülkeler yönetim olarak Yunanistan'ın bu insanlık dışı muamelesine göz yumsa da, vicdanlı parlamenterler sayesinde Avrupa Parlamentosu da bu duruma el koymuş durumda. Frontex suç ortaklığı yapıyor. En son yine Türk karasularında gerçekleşmiş gibi göstermek için koordinatları nasıl değiştirdiği de ortaya çıktı. Bunlar şöyle düşünüyor. Biz her şeyi yaparız, bunu da Türkiye'nin üzerine atarız. Buna da herkes inanır. Ama gerçekler ortada. Biz de gerçekleri ortaya koymaya devam edeceğiz. Son bir haftada 4 göçmen daha Ege'den çıkartıldı. Bunların hepsi Yunanistan'ın botları şişlemesi, insanları denizin ortasında ölüme terk etmesi ile gerçekleşiyor. Diğer taraftan yine sınırda çırılçıplak insanların donarak nasıl öldüğünü görüyoruz. En son Türkiye Yunanistan sınırında 19 mülteci donarak ölmüştü. Çırılçıplak ölmüştü. Çünkü Yunanistan bunları geri iterken üzerindeki her şeye el koyuyor bir daha gelmesinler diye. Sadece kimlik ve belgeler değil kıyafetlerine bile el koyuyorlar. Dolayısıyla uluslararası hukuk ihlali bakımında karnesi çok kabarık olan Yunanistan'ın suçu arttıkça Türkiye'ye iftira atmaya yeltenmesi de doğaldır. Maalesef buna inanmak isteyen, Yunanistan'ın her dediğini doğru kabul etmek isteyen AB üyesi ülkeler de var. Yunanistan'ı da cesaretlendiren budur. Biz Türkiye olarak bugüne kadar göçmen meselesi dünyanın bir sorunudur. Bugün kovid öncesi 70-80 milyon olan ülkesini terk etmiş insan sayısı 100 milyonu geçti. Bu dünyada bir sorundur. Türkiye olarak Türkiye için de kolay bir durum değil. Bir taraftan insani bir konu, bir taraftan toplumsan bir konu. Hatta bazı siyasilerin suistimal etmesi ile siyasi bir sorun haline geldi. Biz insani açıdan bakmayı hiçbir zaman unutmadık. İnsana yaraşır şekilde davranmak, geri gidecekse de onurlu bir şekilde olması lazım. 520 binden fazla Suriyelinin ülkesine dönmesi de onurlu bir şekilde gerçekleşmiştir. Afganistan'a Pakistan'a da aynı anlayışla vatandaşlarını gönderdik. Yalancının mumu yatsıya kadar yanar. Yunanistan'ın yatsıyı bile beklemedi, yalanları ortaya çıktı" ifadelerini kullandı.

Ermenistan Azerbaycan ilişkilerine yönelik bir soruyu da yanıtlayan Çavuşoğlu, "Azerbaycan Karabağ zaferinden sonra Ermenistan'a kapsamlı bir barış anlaşması teklifinde bulundu. Gecikmeli de olsa Ermenistan'ın buna olumlu cevap verdiğini görüyoruz. Üçlü anlaşmada hayata geçirilecek projeler de vardı. Laçin ve Zengezur'un aynı statüde olması gerektiğini Azerbaycan söylüyor. Bundan bağımsız olarak bu projelerin de hayata geçirilmesi lazım. Sınırlarla ilgili ortak bir komisyon kurma kararı alındı. Bunun da hayata geçirilmesi gerekiyor. Dışişleri bakanları bu barış anlaşması müzakerelerinin başlaması için görevlendirildiler. Bu müzakerelerin de hızla devam etmesi lazım. Azerbaycan ve Ermenistan arasında kapsamlı bir barış anlaşması Güney Kafkasya'nın kalıcı istikrarı ve huzuru için son derece önemlidir. Bizim de Ermenistan ile normalleşme sürecimiz başladı. Bunu can Azerbaycan ile uyumlu şekilde gerçekleştiriyoruz. Azerbaycan Ermenistan arasındaki her olumlu adımın bizim ilişkilerimize de katkısı olacaktır. Artık Azerbaycan topraklarını geri aldı. Ermenistan'ın provokasyonlardan vazgeçmesi gerektiğini söyledik, buna odaklanması gerekiyor. Ermenistan'ın da buna ihtiyacı var. Varılan mutabakatların uygulanması için herkes üzerine düşeni yapmalıdır" şeklinde konuştu.

"Enerji krizinin ortaya çıkması ile beraber orta koridorun stratejik önemi arttı"
Rusya-Ukrayna savaşı sonrası yaşanan enerji krizi ile ilgili değerlendirmelerde bulunan Çavuşoğlu, "Kuzey koridorun bir alternatif olmaktan çıkmasıyla birlikte herkes doğu batı orta koridora odaklandı. Bu hazar geçişi orta koridordan bahsediyoruz. Bu güzergahta kimler var Azerbaycan, Türkiye ve Gürcistan olarak önemli projeleri hayata geçirdik. Son zamanlarda enerji krizinin ortaya çıkması ile beraber orta koridorun stratejik önemi arttı. Biz üçlü formatları hayata geçirdik. Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan üçlü dışişleri ve ulaştırma bakanları toplantısını Bakü'de gerçekleştirdik. Bir sonraki toplantıyı Kazakistan'da gerçekleştireceğiz. Yine Türkiye, Azerbaycan, Özbekistan dışişleri, ticaret ve ulaştırma bakanları toplantısını Taşkent'te gerçekleştirdik, diğer toplantıya Türkiye olarak ev sahipliği yapacağız. İlk toplantıda somut kararlar alınması beklenmedi ama ikinci toplantılarda artık somut adımlar atmak istiyoruz. Taşımacılık ve enerji koridorları özellikle Rusya'nın Avrupa'ya giden gazının kesilmesi sebebiyle yine Azerbaycan üzerinden gelen petrol ve boru hatlarının da önemi arttı. Buna diğer kardeş ülkelerdeki gazın da bağlanmasıyla arz güvenliği bakımından da izim Orta Asya'nın ve orta koridorun önemi daha da arttı. Atacağımız adımlar gıda krizinin çözümüne de katkı sağlayacaktır. Bizim beraber atacağımız adımlar hem kendi çıkarlarımız için önemli olacak. Hem de enerji ve gıda krizinin hafifletilmesi bakımından son derece önemlidir" diye konuştu.

Fransa Cumhurbaşkanı Macron'un açıklamalarına tepki gösteren Çavuşoğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Maalesef Fransa ve Macron objektif olamıyorlar. Objektif olamayınca dürüst de olamazsın. Bir taraftan arabuluculuk yapmaya çalışıyorsunuz. Rusya ve Ukrayna arasında biz de arabulucu rolümüzü devam ettiriyoruz. Tüm konularda açık, net, ilkeli konuştuğumuz ortada. Sayın Cumhurbaşkanı Aliyev, Macron'un teklifini kabul etti. Prag'da 4'lü toplantı gerçekleştirdiler. Yani Azerbaycan, Ermenistan, Avrupa Birliği ve Macron. Bu toplantıyı bile Azerbaycan üzerinde baskı kurmak için gerçekleştirmişler. Artık sizin karşınızda her söylediğinizi kabul eden bir Azerbaycan yok, bir Türkiye yok, bir Türk dünyası yok. Bunu kabullenmeniz lazım. Azerbaycan kendi topraklarını geri aldı. Provokasyonu yapan ortada. İşgalcinin kim olduğunu herkes biliyordu. Zaten 30 yıldır Karabağ problemi niye çözülmedi. Bu Minsk üçlüsünün hepsinin de Rusya, ABD, Fransa tek yanlı politika izlemesinden. Yani koşulsuz Ermenistan'a destek vermesinden. Sorun o yüzden çözülemedi. Azerbaycan 30 sene sabretti. Baktı bunlardan hayır yok kendi göbeğini kendi kesti topraklarını geri aldı. İşgal edilmiş topraklarını geri aldı. Azerbaycan'ın uluslararası kabul edilmiş sınırları ortada. Hangi BM Güvenlik Konseyi'nde var Karabağ'ın Ermenistan'ı olduğu. Tam tersine Azerbaycan'ın sınır bütünlüğü içinde görünüyor. Bir taraftan uluslararası hukuk, anlaşmalar, sözleşmeler diyeceksin diğer taraftan sadece popülist düşünerek bunun tersini söyleyeceksin."

"Ermenistan Dışişleri Bakanı ile bir araya gelmekte hiçbir beis yok"
Basın mensuplarının soruları üzerine Türkiye ile Ermenistan arasındaki normalleşme sürecinden de bahseden Çavuşoğlu, "Bundan sonraki görüşmelerin Türkiye ve Ermenistan'a olması konusunda özel temsilciler ön mutabakata varmıştı. Sayın Cumhurbaşkanımızın Paşinyan ile Prag'da yaptığı görüşmede bu liderler tarafından teyit edildi. Dolayısıyla artık 3'üncü ülkelere gitmeye gerek yok. Özel temsilciler kendi aralarında kararını verecekler. O toplantıda Paşinyan'ın bazı teklifleri olmuştu. Sayın Cumhurbaşkanımız da bu önerileri özel temsilciler ve dışişleri bakanlarımız çalışsınlar, sonuçlarını getirsinler dedi. Paşinyan'ın da desteklediği bir öneriydi. Önümüzdeki süreçte önce özel temsilciler görüşür, sonra dışişleri bakanları olarak da bir araya gelmekte hiçbir beis yok. Antalya'da mart ayında bir araya gelmiştik. Biz ikili üçlü her platformda görüşmeye hazırız. Biz Azerbaycan ile birlikte normalleşme konusunda samimiyiz. Bu samimiyetimizin karşılık bulması en büyük temennimiz. Böylelikle Güney Kafkasya'yı barış ve istikrar bölgesi yapabiliriz" dedi.

Batı ülkelerinden Azerbaycan büyükelçiliklerine yönelik saldırılar hakkında konuşan Çavuşoğlu, şunları söyledi:

"Viyana sözleşmesi gayet açık. Misyonların koruma yükümlülüğü ev sahibi ülkededir. Bu Batılı ülkelerin bu tür saldırılara izin vermemesi gerekiyor. Gerekli tedbirleri alması gerekiyor. Londra'da yine Azerbaycan büyükelçiliğine bir grup insan girdi. Azerbaycan bazı radikallerin olduğunu söyledi. O da kabul edilemez. Ne demek bir grup insanın herhangi bir büyükelçiliğe girmesi. İngiltere'nin gerekli tedbirleri alması gerekirdi. Diğer taraftan bu saldırıların yapıldığı ülkelerdeki sorumluluk da yine o ülkedeki güvenlik görevlilerinin. Gerekli tedbirlerin alınması gerekiyor. Herkes tabii gösteri yapabilir. Demokratik gösteri olabilir ama gelip misyona saldırmak demokratik bir gösteri değildir. Sonuçta Azerbaycan ve Ermenistan arasında ve Türkiye ile Ermenistan arasında barışı istemeyen gruplar var. Ermeni diasporasının bir kısmı var. Onların bir taraftan sesi çok çıkıyor, bir taraftan da saldırgan bir tutum sergiliyorlar. Onlar için hava hoş. O ülkelerde rahat içinde yaşıyorlar. Kafkasya'da Ermenistan'ın izolasyonu onların umurlarında olmadı. O yüzden böyle nefret ile yaşıyorlar. Ermeni Diasporası fanatik kesimin de dernekler için para toplaması gerekiyor. Onları motive edecek bir şeyler bulması gerekiyor. Ama bunun kendilerine de Ermenistan'a da faydası yok. O diasporaların bulunduğu ülkelerin yetkililerine de bu konularda telkinlerde bulunuyoruz."