İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB), Ulaşım Daire Başkanlığı, sürdürülebilir, kapsayıcı ulaşım politikalarının oluşturulmasına ve uygulanmasına destek olacak İstanbul Ulaşım Platformu’nun kuruluşunu, geçtiğimiz şubat ayında tamamladı. Bu kapsamda, meslek örgütlerine davetiye yapıldı. Yapılan davette, İstanbul Ulaşım Platformu'nun tüm paydaş ve yurttaşların katkı sunabileceği geniş tabanlı bir platform olmasının amaçlandığı vurgulandı. Platform, ilk çalıştayını, İBB yöneticileri, bürokratları ve sektör temsilcilerinin geniş katılımlarıyla gerçekleştirdi.

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu da çevrimiçi düzenlenen çalıştaya katılarak, açılış konuşmasını yaptı.

“ULAŞIM, EN GÜCEL VE ÇÖZÜM ARANAN SORUN”

“Ulaşım, İstanbul’un güncel, en sık yaşanan ve çözüm aranan sorunu. Bunu kabul etmemiz lazım” diyen İmamoğlu, “Daha önemli, hayati mevzuları var ama her an hayatımızda olan birinci sıra sorun; ulaşım. Uzun yıllardır aynı sorun devam ediyor. Burada mühim olan, ulaşım sorununa nasıl baktığınız, nasıl çözüm aradığınız. Katılımcıların arasında, gerçekten çok kıymetli hocalarımızı, ulaşım sürecinin çok değerli sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerini görüyorum. Tam da aslında arzu ettiğimiz süreci toparlamışlar. Bunu daha da zenginleştirmek ve daha da kapsayıcı hale getirmek, bizim tam da arzu ettiğimiz durum” ifadelerini kullandı.

“‘İSTANBUL SENİN’ MESAJI, ÖYLESİNE SÖYLENMEDİ”

“Burada, bir Belediye Başkanı olarak neyi bekliyoruz” sorusunu yönelten İmamoğlu, şunları söyledi:

“Başından beri söylediğimiz bir şey var. ‘İstanbul Senin’ mesajı, öylesine söylenmiş bir mesaj değil. İstanbul’un her paydaşının sürecin içerisine fikrini kattığı bir mekanizma, bize en doğru yolu gösterecektir. Bundan hiç vazgeçmiyoruz, vazgeçmeyeceğiz de. Muhtemeldir ki, İstanbul’un trafiğinde bulunan milyonlarca insanın bile şu an fikri vardır ulaşımla ilgili. ‘Şurası ters gidiyor. Aslında şu kavşaktan şöyle dönülse, buradaki sıkışıklık giderilecek…’ Ben, bazı toplantılarda, ulaşım biliminin fertlerinin kullandığı terimlerde şunu görüyorum: Kağıt üzerindeki çözümlerden ziyade, oradaki kullanış biçimi ve gözlem, bazen bilimin ötesine geçebiliyor, pratikte çözümü o sağlayabiliyor. Böylesi bir ortamda, herkesin fikri kıymetli. Onun için kapsayıcılığı önemsiyoruz. Tabii ki yenilikçi bir süreci tarifliyoruz, tabii ki çevreye duyarlı bir süreci tariflemek istiyoruz. Elbette insanı temel almasını arzu ediyoruz. Bütün bunlar, bu platformun öncelikleriyle ulaşım düzenine katkı sunacakları bir alan olsun, özgün bir alan olsun istiyoruz.”

“İSTANBUL’UN SAVRULMASININ ÖNÜNE GEÇMELİYİZ”

Ulaşımın çok paydaşlı bir konu olduğunun altını çizen İmamoğlu, “Şehirlerarası otobüs taşımacılığından metrosuna, deniz yolundan, bisikletine kadar birçok kavramı var. Raylı sistemleri var, lojistiği var. Bütün paydaşlarının sürecin içinde olduğu ve beraber planlandığı bir İstanbul, bu sorunu daha az yaşar duruma gelir” diye konuştu.

İstanbul’un bir gecede alınan kararlarla alt üst olmasının, savrulmasının engellenmesinin gerekliliğine dikkat çeken İmamoğlu, “Tabi İstanbul'da, ne yazık ki böyle bir trajik durum yaşanmıyor değil. Çok sıkı araştırılan, her türlü paydaşının devrede olduğu, İstanbul'un yerel yönetimlerinin katkı sunabildiği bir mekanizmanın yerine, bir odaya kapanan insanların kentin belki 50 yılına damga vuracak, vurabilecek bazı işleri yapıyor olması, bir domino taşı gibi arkada birçok şeyin yıkılmasına devrilmesine sebep olabiliyor. O bakımdan İstanbul'la ilgili hayati, bu tarzda birçok konunun ortaya konması ya da karar verilmesinde Ulaşım Platformu’nun daha da genişletilmiş şekilde fikrinin alınması ve bu tür çalışmaların yapılması, bizi büyük hatalardan koruyacaktır diye düşünüyorum” dedi.

“21. YÜZYIL, KENT YÜZYILI”

Toplumun büyük bir kesiminin şehirlerde yaşadığını aktaran İmamoğlu, “Şehirlerin temel sorunlarına çözüm buldukça, mutlu bir topluluk var edebiliriz. Bu anlamda iyi yetişmiş ulaşımcılara da ihtiyaç var. Bu platformla, bir akademi gibi, ulaşımla ilgili, kent içi ulaşımla ilgili başta uzmanlaşmış genç yetenekli insanları da oldukça yüksek sayıda yetiştirmemiz lazım gerektiğini düşünüyorum. Çünkü biliyoruz ki, 21. Yüzyıl, gerçekten bir şehir yüzyılına, kent yüzyılına dönüşüyor.  O zaman hep birlikte elimizden gelenin en iyisini, biriktirdiğimiz en doğru bilgileri yeni nesil yöneticilere, yeni nesil uzmanlara da aktarabilecek alanları geliştirmemiz lazım” şeklinde konuştu.