ABD Başkanı Joe Biden yönetimindeki Demokratlarla Twitter’ın yeni sahibi Elon Musk arasındaki çekişme sürerken, ABD’li iş adamı, satın aldığı platformun kendisinden önceki yönetimde sümen altı edilen usulsüzlükleri ve kirli çamaşırları ortaya çıkarmaya devam ediyor. 44 milyar dolar gibi rekor bir ücrete Twitter’ı satın alan Musk, şirketin eski yönetiminin 2020 başkanlık seçimleri öncesinde Biden’ın oğlu Hunter Biden’la ilgili çıkan haberleri sansürlediğine yönelik belgeleri ifşa etti. Serbest gazeteci olarak bilinen Matt Taibbi adlı Twitter kullanıcısı üzerinden kurum içi gizli yazışmaları yayınlayan Musk, “Twitter Dosyaları” ismini verdiği ifşaatlarına devam edeceğini duyurmuştu. Serinin ikinci bölümü, bağımsız gazeteci Bari Weiss üzerinden yayınlandı. Gündeme bomba gibi düşen iddialara göre, Twitter çalışanlarından oluşan ekipler, kara listeler oluşturdu, beğenilmeyen tweet’lerin trend olmasını engelledi ve belirlenen hesapların ve hatta trend olan konuların görünürlüğünü aktif olarak sınırladı. Söz konusu ifşaat, Musk’ın kurum içinde FBI ile bağlantısı olduğu bilinen ve Beyaz Saray’la Twitter arasında köprü olduğu düşünülen avukat Jim Baker’ı işten çıkarması sonrasında geldi. Büyük yankı uyandıran iddialar, uygulamanın manipülasyon için alenen kullanıldığını ve siyasi otoritelerin maşası haline geldiğini gözler önüne serdi.

KARA LİSTE

Weiss’in iddialarına göre Twitter moderatörleri, belirli bir tweet’in kapsamını veya tüm hesabın keşfedilebilirliğini sınırlamak için kullanıcıyı “Trendler Kara Listesi”, “Kara Listede Ara” ve “Yükseltmeyin” gibi kategorilere ekleme yetkisine sahip. Kaynaklara atıfta bulunan gazeteci, Twitter yöneticilerinin ve personelinin bu işleme “Görünürlük Filtreleme” veya “VF” adını verdiğini söyledi. Bu şekilde Twitter yönetiminin, gündeme getirmek istemedikleri konunun üzerini örttüğü, sesini duyurmak istemedikleri kişileri susturduğu ve popülerleşmesini engellediğini belirtti.

GÜNDE 200 PAYLAŞIMA SANSÜR

Hukuk, Politika ve Güven Başkanı Vijaya Gadde, Küresel Güven ve Güvenlik Başkanı Yoel Roth ve platformun son iki CEO’su Jack Dorsey ve Parag Agrawal’dan oluşan bir grup, belirli kullanıcıların erişiminin sınırlandırılıp sınırlandırılmayacağına karar vermeleri için, Stratejik Müdahale Ekibi, Global Yükseltme Ekibi veya SRT-GET olarak isimlendirdiği grupları görevlendirdi. Weiss’e göre bu gruplar, günde ortalama 200 paylaşımı sansürledi. Twitter’da çalışan bir mühendis, ifşaların ortaya çıkmasının ardından, “Görüş mesafesini ve bazı içeriklerin yayılımını kontrol ediyoruz. Sıradan insanlar, içeriklerin ne kadarını kontrol ettiğimizi bilmiyor” itirafında bulundu.

CUMHURİYETÇİLER SUSTURULDU

“Bunların hepsi, kullanıcılara haber vermeden gizlice yapılıyor” diyen Weiss, üst düzey Twitter yetkililerinin, şirketin “siyasi görüş veya ideolojiye dayalı gölge yasaklama yapmadığına dair güvence” vermesine rağmen, herkesten gizli filtreleme yaptığını kaydetti. Platformun uyguladığı söz konusu sansüründen en çok Cumhuriyetçilerin ve muhafazakarların etkilendiği öne sürüldü. Weiss paylaşımlarında Twitter çalışanlarının, kullanıcıları bilgilendirmeden tüm muhafazakar hesapların ve hatta trend olan konuların görünürlüğünü aktif olarak kısıtladığını iddia etti.

LGBT ELEŞTİRİSİNE MÜSAADE ETMEDİ

Perşembe gecesi art arda paylaşımlarda bulunan Weiss, iddialarını ekran resimleri ve örneklerle destekledi. Ülkede LGBT’lilere hizmet veren hastane ve sağlık kuruluşlarını eleştiren Libsoftiktok isimli bir kullanıcının hesabı geçici süreyle askıya alınmıştı. Libsoftiktok ile ilgili ekran görüntüleri paylaşan bağımsız gazeteci, bu kullanıcının kara listede olduğunu gösterdi. Yine Cumhuriyetçilere yakınlığı ile bilinen 1,4 milyon takipçiye sahip Chaya Raichik isimli bir hesap, sadece 2022 yılında altı kez askıya alındı. Raichik’in Twtitter tarafından kasıtlı olarak sansürlendiğine işaret eden Weiss, hesabın sadece 2022 yılında 6 kez askıya alındığını kaydetti. Weiss, Hunter Biden’la ilgili bilgilerin de bu yöntemle sansürlendiğini kaydetti.

Cep telefonu satışlarında 12 bin liranın üzerinde 3 taksit imkanı Cep telefonu satışlarında 12 bin liranın üzerinde 3 taksit imkanı

BAKER’I KOVUP PAYLAŞTI

Weis’in paylaşımlarından saatlerce önce Musk, Twitter’ın önde gelen avukatı Jim Baker’ı kovduğunu açıkladı. Baker, Musk’ın ekim ayında şirketi satın aldıktan sonra görevden aldığı ilk yöneticilerden biri olan Vijaya Gadde’nin yardımcısı olarak Haziran 2020’de işe alındı. Baker daha önce FBI’ın eski Direktörü James Comey’in baş danışmanıydı ve büronun Rusya ile Donald Trump’ın 2016 başkanlık kampanyası arasındaki asılsız gizli anlaşma iddialarına yönelik soruşturmasında önemli bir figürdü. Musk, “Twitter Dosyaları’nın” ve Hunter Biden sansürü ile ilgili bilgilerin paylaşılmasına mani olmaya çalıştığı için Baker’ın işten çıkarıldığını açıklamıştı. Baker’ın Beyaz Saray ve platform arasındaki diyalogda mihenk taşı olduğu, Biden yönetiminin sosyal medya üzerinden uyguladığı manipülasyonları Baker üzerinden yönlendirdiği düşünülüyor.

“WIKIPEDIA DEMOKRATLARI DESTEKLİYOR”

Weiss serinin devamının geleceğini duyurdu ve bir sonraki paylaşımların ilk dosyayı yayımlayan Taibbi’den geleceğini açıkladı. Weiss’in paylaşımlarını kendi hesabında paylaşarak teyit eden Musk, yeni bir güncelleme üzerinde çalıştıklarını duyurdu. Söz konusu güncelleme ile kullanıcılar Twitter’ın bugüne kadar kendilerine sansür uygulayıp uygulamadığını, gölge yasaklı olup olmadığını ve sansürlü olmaları halinde bu duruma nasıl itiraz edebileceklerini görecekler. Öte yandan ABD’li milyarder, “Twitter Dosyaları” ile ilgili bilgilerin kaydedilmesine izin vermediği için, çevrimiçi ansiklopedi Wikipedia’yı’da eleştiri yağmuruna tuttu. Wikipedia’yı, “Solcu önyargısı var” diyerek yeren Musk, internet sitesini, “Demokrat Parti’yi desteklemekle” suçladı.

FACEBOOK DA ETKİLEMİŞTİ

Daha önce sosyal medya şirketlerinin ABD seçimlerini etkilediği ortaya çıkmıştı. Cambridge Analytica isimli bir veri analizi şirketi, Facebook ile etkileşime giren kullanıcıların psikolojik profilini çıkaran bir algoritma kullandı. Bu algoritma ile Facebook, kullanıcıları beğendikleri, paylaştıkları ve yorum yaptıkları içeriklere göre ABD’deki yetişkinleri tasnifledi. Platform, seçim öncesinde ABD Başkanı Donald J. Trump’ın kampanyasıyla çalışarak bu verileri kullandı ve 2016’da Trump’ın seçimi kazanmasında aktif rol oynadı. Facebook, Cambridge Analytica’nın verileri ile, benzer bir şekilde İngiltere’nin AB’den çıkma kararına ilişkin Brexit referandumunu da etkiledi. Facebook’un algoritma yoluyla halkları şiddete sevk ettiği, Myanmar’da Müslümanlara uygulanan katliamda aktif rol oynadığı, Filistinlilere yönelik suçları sansürlediği ve İslam karşıtı içerikleri ön plana çıkardığı gün yüzüne çıkmıştı.