8 Mart öncesi bir Türkiye gerçeği haberi düştü gazetelere: 

“Arabesk şarkıcısı Bergen ’i öldüren eski pavyon fedaisi Halis Serbest'in ikamet ettiği Kozan’da belediye sineması bugün (4 Mart 2022) aniden Bergen filminin gösteriminden vazgeçti! Filmin İstanbul'daki galasına çevik kuvvet geldi. Ölüm tehditleri alan yapımcılar ise korumalarla yaşıyor.”

Kocası tarafından öldürülen arabesk şarkıcısı Bergen’in nam-ı diğer Belgin Sarılmışer’in acılarla dolu sansasyonel yaşamını anlatan, başrollerini Farah Zeynep Abdullah, Erdal Beşikçioğlu ve Tilbe Saran’ın oynadığı Bergen filmi, beyaz perdede yerini alırken gerçekleşti bu gazete manşetleri.

27b8d377-10b0-482d-a90f-9beafd964f01

Bergen filminde, sadece arabesk şarkıcısı Bergen’in yaşamını değil, şiddet gören ülkemiz kadınlarının yaşamını izliyorsunuz. 

"Beni dinleyin ama benim için üzülmeyin, ecelden korksaydım Bergen olmazdım." diyen, acı çekmenin adeta bir prototipi olarak önümüzde duran genç bir kadının yaşamını izliyorsunuz. 

Adana Kozan Belediyesi Bergen’in katilini “incitmemek” için, tam da ‘8 Mart sivil farkındalık’ günü öncesi filmin ilçede gösterimini engellemiş. Ne müthiş bir hassasiyet değil mi? Ama diğer yandan da bu şekilde filmin daha geniş kitlelerce duyulmasına da hizmet etmiş. 

“İnsanı en çok acıtan şey hayal kırıklıkları değil, yaşanması mümkünken yaşayamadığı mutluluklardır” der büyük Rus edebiyatçı Dostoyevski.

Bergen’in hayatını mahveden, yaşamını elinden alan bir pavyon fedaisi; kadının ne dirisine huzur verdi, ne ölüsüne ne de hatırasına…

Bu nedenledir ki bir anne, kızının kemiklerini koruyabilmek için beş kilitli, demir parmaklıkla çevrili mezar yaptırdı. Lanet olası toplumsal kodların yaşamasına izin verdiği sosyal düzen içinde katilleri kafeslenemediği için yitip giden kadınlar kafesleniyor ne yazık ki!

Bergen'i önce aldatan, sonra meslekten koparan, daha sonra şiddet uygulayan, işkenceden geçiren, tehdit eden, gözünü kör eden ve nihayetinde katleden adamın sadece 7,5 ay hapis yatmış olması yetmezmiş gibi yıllar sonra o vahşeti anlatan filmin gösterimini engelleyebiliyor olması... 

Türkiye’de arabesk müzik dendiği zaman akla ilk gelen isimlerden olan Bergen’in bir şarkıcı olması dışında ülkemizin kanayan yarası kadın cinayetlerinden birine kurban gitmesi onu belleklere kazıdı. Acıların kadını olarak tanınan Bergen’in yüzüne önce asit döken sonra sahnede kurşunlatan ve sonrasında 14 Ağustos 1989 tarihinde turnede Adana’nın Pozantı ilçesinde öldüren Halis Serbest, 3 Mart 2022 günü bir televizyon programına katıldı. Programda gelen soru üzerine; “Bergen’i öldürdükten sonra beş kere daha evlendim” diyen Halis Serbest, “o kadınlar neden hayatta?“ diyerek dinleyenleri hayretler içinde bıraktı! Televizyon programında “pişman mısınız?” sorusuna “pişman değilim” yanıtını veren Halis Serbest, 4 Mart 2022’de vizyona giren Bergen filminin “hayal ürünü” olduğunu ve gerçekleri yansıtmadığını da sözlerine ekledi! 

Bir kadın katilini, hem de kadını öldürdüğüne pişman olmadığını açıkça söyleyen bir kadın katilini televizyon programına çıkarıp onunla söyleşi yapılması 8 Mart öncesi bir ironi olsa gerek!

81f3b248-cb79-4cd4-8784-ea9d59425713

8 Mart goygoyculuğu ülkemizde tüm haşmeti ile devam ederken Bergen gibi katledilen kadınlar koro halinde haykırıyor: “Ayıplayan herkes bir gün arabeskçi olacak, biz bu masada hep vardık!”

Ülkemizde ve coğrafyamızdaki erkek egemen kadın şiddetinin temelinde yatan; sevgi, aşk, merhamet sadece erkeğin dilinde, aradıkları şey hayat arkadaşlığı değil, ezikliğin getirdiği ego tatmini ve sindirilmişlik.

Bergen filminde bir erkeğin ne kadar merhametsiz olabileceğini, bir kadının da bu merhametsiz adama defalarca aldanıp kendi hayatını mahvedişini görüyoruz. Buna gerçek hayat hikâyesi deniyor işte! 

Bergen’in öldürülmesinin üzerinden 30 yılı aşkın bir sürenin geçmiş olmasına rağmen katilin tarafında olanlar sizlere yazıklar olsun. Kadının ölüsü de filmi de korkutuyor sizi! O kadar mı korktunuz katilinden? O katil aranızda yaşarken utanmadınız da filminden mi utandınız? Bundan sonra katledilen her kadının kanı ellerinizde, gözyaşı döken annelerin âhı üzerinizde olsun!

Sinema eleştirmenlerine göre ajitasyonun ve acı sömürüsünün olmadığı, Bergen’i oynayan Farah Zeynep Abdullah’ın oyunculuğu ile devleştiği bu film vicdanınıza ağır gelir zaten!

Saçıyla geçmişini örtmeye çalışan kadın, ruhun şâd olsun!